Sizce bir tatili “rüya tatil” yapan nedir?

Sizce bir tatili “rüya tatil” yapan nedir?

Bulunduğunuz şehir yada ortamın büyüleyici bir güzelliğe sahip olması mı, konakladığınız otelin sunduğu imkanlar mı yoksa pek çok olumlu unsurun bir araya gelmesinden sağlanan tatmin mi? Hepsi olabilir, herkese hepimize göre değişir. Benim için rüya tatillerden biri Tayland’da Koh Samui’de geçirdiğim egzotik bir hafta, bir diğeri Amalfi kıyılarını uçtan uca gezdiğim on gün iken, 2019 yılının son günlerini geçirdiğim Viyana pandemi öncesi seyahat özgürlüğü açısından unutulmaz unvanı aldı.

Gerçekten çok uzun bir süre sonra tatil yapmaya niyetlendiğimiz ilk günlerden itibaren gönlümüzce konaklayabileceğimiz bir yer bulmak bizim için en zorlayıcı unsur oldu. Herşey dahil konsepti olmasın, kalabalıktan kaçalım, iki adım atınca denize ulaşabilelim ve hem de düz ayak olsun derken; aslında dışarıdan bakınca çok basit görünen ama arama motorunda kriterleri tıklayınca seçeneklerin epey kısıtlandığını ; konfor ve lüks isterseniz misli fiyatların gündeme geldiğini gördüğümüzde umutlarımızın resmen tükendiği an oldu. İmdadıma ise sevgili arkadaşım Hande yetişti. Yılların Marmaris ve Antalya alışkanlığından sonra rotayı bu kez Bodrum’a çevirdik. Tüm kabul kriterlerimizi tek seferde karşılayan Taştan Konak Otel ile yolumuz bu sayede kesişti.

Bodrum/ Gündoğan-Küçükbük koyunda bulunan 12 odalı 3 yıldızlı otel; ferah odaları, hemen önündeki Şişe restoranı ve restoranı takip eden kumsalı ile adeta denizle içiçe, sakin ve rahat tatilin yegane adresi diyebilirim. Çevrede otel konsepti ile hizmet veren tek tesis olmaları, otel müşterilerinin dışında orta-üst gelir grubu civar site sakinlerinin günübirlik ziyaretleri için de onları bir cazibe merkezi haline getirmiş. Yakıcı sıcağa rağmen kumsalda ve restoranda sabahtan akşama kadar personelin maske ile servis yapmasına dikkat eden çok özenli bir anlayışa sahipler.

8 günlük tatilime malesef yoğun nezle ve THY- Turkish Ground Services’in kırdığını bir türlü kabul etmediği ama sonunda ancak yedeğini vererek başından savdığı bavulla başlamak hiç hoş olmasa da devamında bunlara tahammül etmek ve yaşanmamış gibi davranmak çok zor olmadı. Nedenini hemen açıklayayım:

Öncelikle her sabah gözlerimi denize açmak en büyük nimetti! Hem odadan dahi denizin çarşaf gibi olduğunu seçebiliyordum. Üstümü değiştirip otelden çıktığım anda, hiç tanımadığım insanların sıcak günaydınlarını duyup selamlaşmak da iyi hissettiriyordu. Birkaç tur yürüdükten sonra serinleme zamanı geldi, haydi denize! Akvaryumdan farksız suya girdiğim andan itibaren, miniğinden büyüğüne türlü balıklar beni karşıladı hatta onlar kaçtı ben kovaladım. Sonunda bıraktım kendimi denizin rahatlatıcı kollarına.

Ya sonra, tombik pişiler ve tadımlık gözlemelerin eşlik ettiği serpme kahvaltıyla hem gözüme hem de mideme ziyafet çektim. Tatillerde öğle yemeğine pek düşkün değilimdir, küçük şeylerle geçiştirmeyi tercih ederim. Daha doğrusu masada oturdugum süre boyunca deniz ve güneşten çalmış gibi hissederim. Fakat prensip kuralımı bu tatilde biraz esnettim. Böylece, uzun zamandır yediğim en lezzetli vejeteryan pizzanın, bira-patates tabağının ve tabii ki

biranın hazzına kapıldığımı itiraf etmeliyim. Eh rüya tatil değil mi? Biraz da akışına bıraktım.

Akşamüstü, güneşin azalmış da olsa hala kızgınlığını koruduğu saatlerde, kendime bir happy hour düzenlemişcesine, elime bir kadeh almaktan ve hatta soğutulmuş bir Roze’yi yudumlamaktan daha zevkli ne olabilirdi? Hem de hafta içi herkesin iş yetiştirme telaşının en maximum seviyede olduğu dakikalarda… Çalışırken, işten erken çıkıp böyle bir keyif yapmayı o kadar isterdim ki… İşte o günleri düşünerek ve elime geçen fırsatın kıymetini bilerek ağır ağır yudumladım şarabımı. “Ne içtin?” derseniz Turasan Cappadocia Roze Blush 2020 şişe açtırdım; nasıl olsa birkaç akşamda bitiririm diye düşündüm. Kapadokya’lı üreticinin Denizli bölgesinde yetişmiş Kalecik Karası üzümlerinden yaptığı %12.5 (yanlış hatırlamıyorsam) alkol seviyesinde, orta gövdeli, rahat içimli, damakta gül, çilek ve greyfurt aromalarına sahip, orta bitişe sahip bir şaraptı.

Gündüzleri deniz güneş kum rutininde geçirirken; akşamların bir kaçını ulaşım sorunu nedeniyle otelde geçirdik. Otel sahiplerinden Pınar Hanım’a gün içinde bile haber versek çıtır ekmeğimizden mezemize ve balığımıza kadar bizi rahatlıkla doyurabilecek tüm yemekler akşam sahile kurulan masamızda çoktan hazır edilmiş oluyordu. Hemen bir not düşeyim; favanın ince kıyım soğan-zeytinyağ sosu (ki ilk akşam ayrı gelmesini rica ettik özellikle), son gecemizde yediğim kalamar ve bebek ahtapot ile yanındaki tarator sos nefisti. Öğlen için hazırlanan ev yemekleri dahil her damağa hitap eden bir menüleri olduğunu belirteyim. Kısaca doymamak diye bir sorununuz olamaz; aksine çok doymaktan pişman olabilirsiniz. Bu arada, Milas zeytinyağının genel olarak tüm yiyeceklerin lezzetine ayrı bir değer kattığını düşünüyorum.

Öte yandan, Hande’nin tavsiyelerine uyarak Bodrum’da gidebileceğimiz mekanlar için de bir program yapmıştım. Gündoğan’da salaş ama bir o kadar samimi balıkçı Kaan’a, Türkbükü’nde tam bir Rum meyhanesi havasındaki Garo’s, Yalıkavak’ta Memedof bu tatilin “iyi ki” dediğimiz anlarını yaşattı bize. Aile işletmesi Kaan’a’da yediğimiz Girit kabağını, Garo’s’ta yemeklerimize anlam katan ortam ve müziği ve en çok da Memedof’un nefis lezzetlerine eşlik eden günbatımını unutmam imkansız. Özellikle Memedof’ta kadayıfa sarılı jumbo karides ile elmalı pancar rendesi ve finaldeki kaymaklı ekmek kadayıfı damağımda muhteşem izler bıraktı.

Tatilin önemli kazanımlarından biri de artık arkadaşım diyebileceğim Atakan Aya’nın Bodrum’da açtığı mekan Chora’yı ziyaret etmek oldu. Şarap bilgilerimi, kendi kurduğu Tadım Atölyesi isimli platformu üzerinden düzenlediği tadımlarda pekiştirme imkanı bulduğum ve pandemide online tadım ve IGTV yayınlarına katılarak kişisel olarak da dostluğumu pekiştirdiğim Atakan’a uğramadan İstanbul’a dönsem gerçekten üzülürdüm. Henüz İstanbul’dayken Chora’da günbatımı eşliğinde bir tadım menüsü deneyimlemenin ve Atakanla şarap konuşmanın planını kafamda yapmıştım zaten. Trafik nedeniyle günbatımına yetişemesem de, tadım menüsünü deneme imkanım oldu. Peynir tabağı, ekmek üstü marine edilmiş levrek ve ançuez antipastiler ile önce 2019 rekolte Vinkara Hasandede (kavın son şişesiydi), 2020 rekolte Umurbey Syrah Blush ile Vino Dessera’nın Entrika isimli Roze’sini tattım. Bugüne kadar en sevdiğim iki roze olan Kayra Allure ve Yedibilgeler Lasos’a şimdi Entrika da eklendi. Yaz bitmeden tekrar içmek istediğim bir şarap olarak kayda geçtim. Atakanla bir yandan şarap seçkisini bir yandan da uzun uzun Bodrum’da yaşamı konuştuk. O gece orada tanıştığım adaşımın İstanbul’dan ayrılıp Bodrum’a yerleşikten sonra hayatının ne kadar değiştiğini, ne kadar mutlu olduğunu söylediğinde aklım çelinmedi desem yalan olur. Alternatiflere kapalı olmamak lazım; belki bir gün ciddi biçimde düşünürüm, belli mi olur! Gecenin sürprizi ise barda karaoke! Bendeniz Sertab Erener’in Kumsalda parçası ile şansımı denedim. Hatta karaoke eğlencesi beni öyle sardi ki, ertesi gün otelin kumsalında çalan yerli-yabancı şarkıları alıcı kulağıyla dinlediğimde ‘keşke şu şarkıyı seçseymişim’, ‘bak bu da olurmuş, tüh’ diye hayıflanmaya devam ettim.

Vee sayılı gün çabuk bitti, dönüş günü geldi çattı. Son gün son dakikaya kadar denizde balıkları ve gökyüzünü seyreden, denizin ılık serin suyunda dinlenen ve bunları yaparken ‘ah son anlar’ diyen ben alelacele bavulu kapattım. Fermuarı çektiğimde sanki güzel anılarımın da üstünü kapatmışım gibi hissettim. Taksi otelden çıkıp evlerin köşesini dönerken satılık ilanını gördüğümüz villa sayesinde yerleşmek kadar radikal olmasa da- şimdilik- “en azından yaz aylarını geçirebileceğimiz bir evimiz mi olsa?”düşüncesi aklımda biraz yer edinmeye başladı.

Rüyamızın daha uzun sürmesini isterdim elbette ama her güzel şeyin bir sonu var. Bu güzel şeylere yeniden kavuşabilmek için gerçek dünyanın kargaşalarına, trafiğine, ilişkilerine dayanmak ve zorluklara katlanmak gerekiyor. Şimdi Bodrum’da çocuklar ve köpekler ılık denizde oynarken İstanbul’da sarı sonbahar serinliği ile varlığını hissettiriyor.

Yorum Yap

Your email address will not be published.