“Hazır mısın 2020? Bomba gibi geliyorum🎉”
Hayallerim, kovaladığım fırsatlar, hayatımı epey değiştirmeme yarayacak uzun soluklu bir seyahat ve WSET 3 Awards in Wine sınavı yılın majör başlıkları… Hazırlıklarım tam gaz ilerliyor, ne zaman hangi adımları atacağımı belirliyor; maliyet ve finansman kaynaklarımı belirliyorum.
Beni tanıyanlar iş dışında farklı konularla da ilgilendiğimi bilirler. Koltuğumun altında düşürmeden taşımaya çalıştığım karpuzları büyütmeyi ve meyvelerini almak için ne kadar uğraştığımı da. Çünkü bu aktiviteler yaşam denen yolculukta benim eşlikçilerim. Onlar sayesinde temiz havaya çıkmış gibi hissediyor, nefes alıyorum. Neşeleniyorum, yeni insanlarla tanışıyorum. Dinamiğim; günlerimi ve saatlerimi kaliteli geçiriyorum. En önemlisi de denemek sevebileceğim yeniliklere açık olmak istiyorum. Belki başarabileceğimi kendime kanıtlamak istiyorum. Katlanılan zorlukların, uykusuz kalınan akşamların, geçiştirilen kahvaltı/öğle yemeklerinin, iş-ev arası yolu dahi değerlendirmeye çalışmanın arkasında hep o zafer kazanma hissi var. Özetle eşlikçilerim benim dünyamın güç kaynaklarıdır.
Ben bir tarafta tatlı tatlı takılıp kendi “küçük” planlarıma kafamı tam anlamıyla gömmüşken 2020 benden çok daha önce ve çok daha hazırmış meğer! Hem de ne hazırlık! Yeni yıl bir tane iyi şeyle başlamaz mı! Hem dünyada hem de ülkemizde can sıkan bir çok olaydan sonra bir de Pandemi bombası düştü hayatlarımıza ve herşeyi bıçak gibi kesti. Beni ve yaşamımın yüksek temposunu da!
Artık hayatlarımızda eskinin ışık hızına yakın koşturmacaları, metropol telaşları ve hatta trafiği kalmadı. Evlerimize kapandığımız günlerde olan biten üzerinde daha çok düşünmeye başlar olduk. Yeni farkındalıklar gözümüzün önüne serilmeye başladı. “yavaşla biraz, hayatının kıymetini bil, kendine dön” dedi resmen.
Salgın ne zaman bitecek?
Eski alışkanlıklarımıza ne zaman kavuşabileceğiz?
Konfor sağlayan küçük imkanlarımız bile ne büyük lüksmüş!
Yeni hayatlarımız nasıl olacak?
yüzlercesini sorduk, içimizden geçirdik, dışımızdan haykırdık. Kimi zaman birbirimize tutunmamızı ifade eden videolarda şarkılarda gözlerimiz buğulandı, boğazımız düğüm düğüm oldu.
Ben ise bir köşeye sindim bu süreçte; fiziksel olarak eve kapanmaktan bahsetmiyorum, güç kaynaklarımdaki kesinti ile yaşadığım enerji kaybı sonucu içsel olarak kapandım. Bir süre sonra reddetmekle bir yere varamayacağımı, hayatımın bundan böyle başka bir eksende gideceğini kabul ettim. Sahip olduğum şeylere şükretmeyi hiç bırakmadan, sürekli dua ederek ve bir an önce bitmesini dileyerek. Hala bitmedi ama benim umudum var.
Coşkulu bir 23 Nisan’ı geride bıraktık. Mayıs’a 1 kala İstanbul’da salkımlar morun paletteki en romantik tonları ile herşeye inat açtı. Erguvanlar Boğaz’ımızın iki yakasını sarıp sarmaladı. Güneşli ve ılık bahar akşamlarının en tatlı turuncuları görmeyi bilenler için gökte uzun uzun duruyor işte tam karşımızda. Tüm bunlar bana umut aşılıyor.
Gündelik yaşamayı öğrenmenin, o gün iyi giden şeylere odaklanmanın en etkili hap olduğunu en sonunda beynine kazımış biri olarak bugünün karının blogumu açmak ve hatta ilk yazımı yayınlamak olduğunu söyleyebilirim. Ah, yoksa güç kaynaklarım mı damarlarımda yeniden hissettiğim?

Yorum Yap